











Çocukların dengeli ve sağlıklı gelişimi için gerekli arjinin aminoasidinin fındıkta bol miktarda bulunduğu, bu nedenle mutlaka fındık tüketmeleri gerektiği bildirildi. Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Atilla Şimşek, arjinin aminoasidi içeriği bakımından zengin kaynakların başında fındığın geldiğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Şimşek, çocukların dengeli ve sağlıklı gelişimi için arjinin aminoasidinin mutlaka dışardan vücuda alınması gerektiğini söyledi.
Yrd. Doç. Dr. Şimşek, ilkokul çağındaki çocuklar hareketli oldukları için enerji ihtiyaçlarının da yüksek olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Günümüzde bunlara bir de sınav stresinin eklenmesi, küçük bedenleri büyük fiziksel yorgunluk altında bırakabilmektedir. İşte bu fiziksel yorgunluk ve stres altında vücudun arjinine olan ihtiyacı artmaktadır. Bu nedenledir ki bu yaşlardaki çocukların enerji ihtiyaçlarını karşılayacak ve stresi önleyecek besinleri vermek oldukça önemlidir. Arjinini aminoasidi bakımından en iyi alternatif gıda da fındıktır. Ayrıca fındık, enerji ihtiyacı yüksek olan grupta yer alan çocuklar için en ucuz enerji kaynağıdır. Çocuklar, günde 50 gram fındık tüketerek alacağı enerjiyi, yaklaşık 110 gram bal, 140 gram pekmez, 150 gram kuru incir, kayısı veya üzüm tüketmesi halinde alabilir ki bu miktardaki gıdaları bir öğünde tüketmeleri mümkün değildir.”
Bu açıdan fındığın az miktar ile yüksek enerji vermesi ve alınan enerjinin uzun süreli olması ile de ek bir avantaja sahip olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Şimşek, “Çocukların daha sağlıklı bir gelişimi için fındık gibi değerli bir gıdanın ya doğrudan veya fındık ürünleri halinde ülkemizdeki tüm ilköğretim okullarında haftada en az bir gün olmak üzere beslenme programlarına alınması faydalı olacaktır” dedi.
Fındık tüketimi yetişkinler için de önemli
Fındığın içerdiği arjinin aminoasidinin yalnız çocuklar için değil, yetişkinler için de önemli olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Şimşek, şunları kaydetti: “Yapılan araştırmalar, arjinin aminoasidinin, testosteron hormonu üretimini uyarması yanında, tümör gelişimini önleyerek kanseri, alzaimer hastalığını, karaciğer bozulmalarını ve vücutta yağ birikimini engellediği belirlenmiştir. Ayrıca her türlü yaralanmaların, enfeksiyonların, güneş yanıklarının, kemik erimeleri ve kemik kırılmalarının tedavisinde de büyük bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Diğer yandan kolesterolün düşürülmesinde arjinin/lisin oranı yüksek gıdalar önerilir ki fındık bu açıdan değerlendirildiğinde eşsiz gıdalardan biridir.”
Bu belirtilerle karşılaşıyorsanız, çocuğunuz insandan insana yakın temasla geçen ve bu yüzden de halk arasında Öpücük Hastalığı olarak da bilinen hastalığa yakalanmış olabilir!
VKV Amerikan Hastanesi’nden
Dr. Ayla Kamburoğlu Göksel’in verdiği bilgilere göre, halk arasında Öpücük Hastalığı olarak da bilinen Enfeksiyoz mononükleozun tipik özellikleri ateş, farenjit, kan tablosunda değişiklikler, lenf bezlerinde, karaciğer ve dalakta büyümedir. Bazen döküntü de klinik tabloya eşlik edebilir. Özellikle ampisilin türü antibiyotik tedavisi alan hasta çocuklarda bu döküntünün görülme sıklığı daha fazladır. Hastalığın çok nadir görülen komplikasyonları arasında merkezi sinir sistemi enfeksiyonları (aseptik menenjit, ensefalit), kan tablosunda ciddi değişiklikler ve kalp kasının etkilenmesi (miyokardit) sayılabilir. Hastalık farklı şiddette ortaya çıkabilir. Hiç fark edilmeyecek kadar hafif olabileceği gibi, çok ağır da seyredebilir. Hastalık, yenidoğan ve süt çocuklarında genellikle fark edilemeyecek kadar hafif geçer.
Yakın Temasla Bulaşıyor
Epstein-Barr virüsünün tek kaynağı insandır. Enfeksiyoz mononükleozun bulaşması çocuklar arasında veya çocuk ile erişkin arasında yakın temas olması ile gerçekleşir. Bu nedenle klinik tablo Öpücük Hastalığı olarak da isimlendirilir. Bu virüs nadiren kan ürünlerinin verilmesi yoluyla da bulaşabilir. Enfeksiyoz mononükleoz okul çağı çocukları arasında sıklıkla rastlanabilir. Yılın her mevsiminde aynı oranda görülebilir. Hastalığın kuluçka dönemi 30 – 50 gün arasında değişir.
Hastalığın tanısı Epstein – Barr virüsüne özgü bazı kan tetkikleri ile olur. Enfeksiyöz mononüleozun spesifik bir tedavisi yoktur. Hastalıktan şüphelenildiğinde çocuklara ampisilin veya amoksisilin türünde antibiyotikler verilmekten özellikle kaçınılmalıdır. Böyle bir durumda çocukların büyük bir kısmında alerjik olmayan kırmızı renkli döküntü ortaya çıkabilir.
Kortizon Tedavisi Gerekebiliyor
Enfeksiyöz mononükleozun çok ağır ve komplikasyonlu seyrettiği hallerde kortizon tedavisinden yarar görülebilir. Hastalık bulguları tamamen ortadan kalkana kadar ve büyümüş dalak küçülene kadar çocukların özellikle yakın temastan ve yakın temas gerektiren spor dallarından kaçınmaları önerilir. Bağışıklık sisteminde bozukluk bulunan çocuklarda Epstein – Barr virüsü etkisiyle lenfatik sistemin veya kan hücrelerinin farklı yapılanmasına bağlı değişik hastalıklar görülebilir.
300 milyon kişinin hastalığı olan astım, en fazla çocukları etkiliyor. Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 4-5′ini etkileyen astım, çocukların yüzde 5-8′inde görülüyor.
Astımlı çocuklar, hayatlarının ilk yıllarında başlayan öksürük, çabuk yorulma ve tekrarlayan nefes darlığı gibi yakınmalarla dikkati çekiyor. Bu yakınmalar alerjenlerin veya hava kirliliğinin bulunduğu ortamlarda ve gribal enfeksiyonlar, yoğun kokular, egzersiz gibi nedenlerle tetikleniyor.
Özellikle astımlı çocuklara yönelik olarak çalışan Çocuk Solunum Yolu Hastalıkları Derneği, astım ve tedavisiyle ilgili bilinçlendirme çalışmaları kapsamında, AstraZeneca İlaç’ın sponsorluğunda DSİ İznik Tesisleri’nde yaz kampları düzenliyor. Dernek kampa katılan çocukların astım hakkında bilgilenmesini, düzenli spor yapmaya özendirerek astımlı çocuklara hastalıklarıyla daha kolay yaşamanın yollarını öğretmeyi amaçlıyor.
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Nihat Sapan, sorumlusu olduğu kamp ve astımlı çocuklarla ilgili sorularımızı yanıtladı…
Astım çocuklarda neden daha sık görülüyor?
Çocukların solunum yolları biraz daha küçük. Erken yaşta virüs hastalıkları çok daha fazla görülüyor ki soğuk algınlığı, grip gibi viral enfeksiyonlar astımın en önemli tetikleyicileri arasında bulunuyor. Bunların ardından alerjenler geliyor. Bir yaştan sonra çocuk hem viral enfeksiyonlara direnç kazanıyor hem alerjiye katlanabilir hale geliyor. Ayrıca solunum yolları da büyüyüp genişliyor. Bu sayede astımın bulguları azalıyor, şikayetler ilerki yaşlarda çok yoğun yaşanmıyor.
Astım çocuklarda hangi yaşlarda ortaya çıkar?
Her yaşta ortaya çıkabilir. Yüzde 80-90′ı, ilk üç yaşta bulgularını verir. Üç-altı yaşta ortaya çıkar. Büyük çoğunluğu bebeklik çağında başlar.
Bebeklik çağında hangi belirtiler ön plandadır?
Solunum yolundan gelen hırıltı, balgamlı öksürük, bazen kuru öksürük ve nefes alıp vermede güçlük.
Çocuklarda astım teşhisini koymak daha mı zor?
Özellikle küçük çocuklarda çok zor. Bu zorluğu solunum fonksiyon testinde yaşıyoruz. Solunum fonksiyon testi nefes al, nefes ver şeklinde bir komut gerektirir. Bunun yapılamadığı yaşlarda astım tanısını koymak güçtür. 5-6 yaşından küçük çocuklarda klinik tanı dediğimiz muayene ve şikayetler tanıyı koyduruyor.
Ergenlikte yakınmaların azaldığı doğru mu?
Genellikle buluğ çağında, çocuk büyümeye başladığında vakaların yaklaşık yarısında bulgular kaybolur. Ergenlik etkili. Hem akciğer kapasitesinin artması hem de solunum yollarının genişlemesi çocuklarda hastalığın daha iyi olmasına, yarısında hastalığın tamamen kaybolmasına yol açıyor.
Akciğer kapasitesinin artması hastalığın gidişatında neden bu kadar önemli?
Çocuğun solunum yolları daralınca, anneler “Aman koşma hasta olursun” der. Çocuklar da daha durağan bir yaşama girerler. Halbuki çocuğu büyüten spordur, harekettir. Ailelere sınırlayıcı olmayın demiyorum çünkü çocuk öksürüyor, nefes darlığı çekiyor, hastaneye gidiliyor, bu tablo 15 günde bir, ayda bir yaşana yaşana aile de korkup endişe ediyor. Bu nedenle de çocukları daha izole bir yaşam içine sokuyorlar. Böyle olunca çocuğun vücut ve akciğer kapasitesi gelişmesinde zorluk olur.
Her astımlı çocuk spor yapabilir mi?
Astımlıların yaklaşık yüzde 50’si hafif astımlıdır. Geriye kalan yüzde 30′u orta astımlıdır. Yüzde 20 civarı ağır astımlı vardır. Hafif ve orta astımlı çocuklara yani astımlı çocukların yüzde 80′ine rahatlıkla spor yaptırılabilir. Zaten kampımızın amacı da bu; astımlı çocuğun spor yapabileceğini göstermek.
Küçük yaştan itibaren spora teşvik edilerek ve bu yolla akciğer kapasitesi artırılarak çocuklarda astım riski düşürülebilir mi?
Tabii ki. Bunun örnekleri var. Spor tedavinin bir parçası olarak düşünülmeli. Spor çok önemli ancak tek başına yeterli değil. Önce korunma şart.
Türkiye’de astımı en çok tetikleyen etken hangisi?
Sigara. Çünkü Türkiye’de evlerin yüzde 60-70′inde sigara içiliyor. Çocuklarımız tamamen sigara dumanının etkisi altında.
Kamp yapmadaki amaçlarınız neler?
Düzenli spor, astımlı çocukların akciğer gelişmesine olumlu katkılar sağlıyor. Amacımız sporu her gün yapmaya teşvik etmek. Kampta ağırlıklı olarak yüzme, tenis sporları yaptırılıyor. Özellikle yüzme astımlı ve alerjili çocuklar için en uygun spor. Çocuklara haftada üç gün spor yapmalarını öğütlüyoruz. Astımdan korkmayalım. Astım tanısını söyleyince anneler ağlıyor ama önemli olan geç kalmamak. Geç kalınca tedavisi yapılamıyor.
Astımı tetikleyen faktörler
Çevre kirliliği
Alerjenler
Soğuk veya kirli hava
Gribal enfeksiyonlar
Polenlerin yoğun olduğu dönemler
Deniz kenarında bulunmak
Düşük sosyoekonomik durum
Bebeklik ve çocukluk döneminden başlayarak sigara dumanına maruz kalmak
Ailesel alerjik yatkınlık
Astımı ayırt edebilirsiniz
Çocuklardaki astım, özellikle tanı açısından güç bir problem olarak ortaya çıkabilir. Çünkü öksürük ve hırıltı üç yaşın altındaki çocuklarda sık karşılaşılan belirtiler. Astımı diğer hastalıklardan ayırmak için şu sorulara cevap aranması gerekiyor:
Bir yaşından sonra da devam eden hırıltı ve eşlik eden nefes darlığı var mı?
Bir yıl içinde üç defadan fazla gözlenen hırıltı var mı?
Şiddetli hırıltı ve nefes darlığı atağı var mı?
Öksürüğün uzaması, özellikle fiziksel aktivite ile ortaya çıkması ve uykuyu bölmesi söz konusu mu?
Çocuğun kendisinde ve ailesinde alerjik yatkınlık var mı?
Astım tedavisinde iki hafta içinde semptomatik ve objektif yanıt alındı mı?
Yaşa bağlı körlüğe kan temizleme yöntemi
Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan makula dejenerasyonuna, artık diyalize benzer bir yöntemle önlem alınıyor
Halk arasında “sarı nokta” diye bilinen ve 50 yaş sonrasında görülmeye başlanan makula dejenerasyonu, körlük ve görüş azalmasının başlıca sebebini oluşturuyor.
Hastalığın ilk belirtileri, bakılan noktanın ortasında koyu karanlık bir gölge olması, buradaki düz çizgilerde bükülmeler, renklerin daha soluk görünmesi ve okunan harflerin bozulması şeklinde ortaya çıkıyor.
Hastalığın iki tipi bulunduğunu, kuru tipte hiçbir tedavi şansı bulunmadığından hastaların körlükle karşı karşıya kaldığını belirten İstanbul Cerrahi Hastanesi’nden Op. Dr. Sinan Göker, “Rheopheresis tedavisi” olarak kullanılmaya başlanan yeni yöntemin hastalığın kuru tipinde tüm dünyada uygulanan en etkili yöntem olduğunu belirtiyor. Yöntemin diyalize benzediğini belirten Göker şunları söylüyor:
“Bu hastalık nedeniyle kişi evin içine kapanıyor, yürüyemez, dışarı çıkamaz hale geliyor, okuyamıyor. Hayattan kopuyor. Hastalık başladıktan sonra görme oranı yüzde 70′e, 50′ye düşüyor. Yeni yöntem bu düşüşü durduruyor, görme düzeyinde yüzde 20 artış oluyor.”
Farklı yöntemlerle çocuğu doygunluğun ötesinde yemeye zorlamak, obeziteye davetiye çıkarıyor. Uzmanlar, yiyeceklerin ödül veya cezalandırma aracı olarak kullanılmaması gerektiğini söylüyor.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neslihan Mungan realage’e yaptığı açıklamada, obezitenin günümüzde dünyanın hemen her ülkesinde büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu, istatistiklere göre her 3 kişiden birini tehdit eder hale geldiğini söyledi.
OBEZİTEYE YATKIN ÇOCUKLAR
Çocuklarda obezitenin, aşırı kalori alımı, genetik ve çevresel olmak üzere 3 nedeni bulunduğunu ifade eden Mungan, “Aileler, çocuklarında kilo alımı gördüklerinde doktora geliyorlar. Hormonoal bir sorun olmadığını öğrendiklerinde ise önemsemeyip oluruna bırakıyorlar. Ancak obezite, hormonal sorunların neden olduğu kilo alımı kadar önemli bir sağlık sorunu” dedi. Neslihan Mungan, doğumda kilosu fazla olan, ailesinde obezite ve diabet sorunu bulunan ve çalıştığı için hazır gıdaları tercih eden annelerin çocuklarının obeziteye daha yatkın olduklarını ifade etti.
MÜCADELE GEBELİKTE BAŞLIYOR
Obeziteyle mücadelenin, gebelikte başladığını ifade eden Mungan, şöyle devam etti: “Gebelikte sağlıklı beslenilmeli, yeterli düzeyde proteinle aşırı kilo alımı önlenmelidir. Emzirme, çocuğun obezite riskini azaltır. Bu nedenle katı gıdaların erken verilmesinden kaçınmalı, özellikle mamayla beslerken ve ek gıdalara geçişte fazla yedirilmemelidir. Çocuk kilo almaya yatkınsa, 2 yaşından sonra normal süt yerine az yağlı süt verilebilir. Çocuğun büyürken yediği miktara, kendisinin karar vermesine izin verilmeli. Çocuğu ‘tabağında kalırsa ağlar’ gibi sözlerle doygunluğun ötesinde yemeye zorlamak, obeziteye davetiye çıkarmaktır. Ayrıca yiyecekler, ödül veya cezalandırma aracı olarak kullanılmamalıdır.”
ÇOCUĞA İYİ ÖRNEK OLUN
Çocuğun, sağlıklı gıdalarla ve özellikle sebze-meyveyle beslenme alışkanlığını edinmesi konusunda ona destek olunması gerektiğini belirten Mungan, şöyle devam etti:
“Ebeveyn olarak, yaşam tarzı haline getirilen fiziksel aktiviteleri artırmalı, çocuğa sağlıklı bir yaşam tarzı konusunda örnek olmalıyız. Yemekten sonra hemen bilgisayar başına çekilmek, çocuğa kötü örnek olur.
Bunun yanında, kesinlikle bilgisayar başında oturan çocuğa tepsiyle yemek verilmemeli. Aksi halde çocuk her yerde yemek yenebileceğini düşünür. Yemek, evin belli bir odasında ailece yenmelidir. “





- eLişi danteL ,,
- tığ işi çanta,,
- örgü çanta ,,
- saçakLı Lif ,,
- Baş dönmesi ne zaman tehlikeli?
- Örgü Şapkalar
- Tığ İşi Fırfırlı Toka Örneği
- yazLık bLuz ,,
- yazlık elbiseler
- 2008 in yazı kırmızı moda ilgi çekicek
- peçeden gelinlik
- Tum Sualler Yanar,Gece Duslere Kanatlaninca
- bikini modeLLeri ,,
- takı modeLLeri ,,
- yaz serisi
- örgü tokaLar ,,
- mantar ev ,,
- kediLi battaniye ,,
- çocuk bikinileri
- gelinlik iç giyim
- örgü bikini modelleri
- dantel bohça
- mantar bebek kanaviçe
- kanaviçe
- ÇiçekLi atkı modeLLeri ,,
- Lif örnekLeri ,,
- kurdeLe nakışı bohça örnekLeri ,,
- işLemeLi biber oyası ,,
- çocuklara şekilli pastalar
- hanımeLi oyası ,,
- etamin masa örtüsü ,,
- mantar bebek kanaviçe ,,
- SevgiLiLer gününe kanaviçe ,,
- kanaviçe köpek ,,
- kanaviçe örnekLeri ,,
- 2008 saç kesim modelleri
- Düğmelerden şık takıLar ,,
- un eleğinden çicek sepeti ,,
- saç kesim modelleri
- kasetçaLar çanta ,,
- İğne Oyaları
- Püsküllü yelek
- Çok şık örgü banyo takımları
- örgü etek
- 2008 Erkek Modası
- Hepsi Rockçı Kızlar İçin
- Gucci 2008 Güneş Gözlükleri
- Selülit Nedenleri ve Bakımı
- Dolgun Yanaklılara Müjde
- Teninize Göre Renk Seçimi
Yapılan Son Yorumlar
- MooNYacK: Bak gözLerime bağışLa.. Bitmesin.. cok güzellermiş
- _BerKaY_: Süpermiş He….
- _BerKaY_: Süpermiş Heee:D:D
- DjNutella: tşk
- pierre: vayy bee
Arşiv
Takip
Bağlantılar